Acının gerçek kaynağı sen olma

Kendine acı çektirme. Acının gerçek kaynağı sen olursan kendinle kavgaların başlayacaktır. Kendini sevmeyi öğren. Kendini hayatındaki insanlardan daha çok sev. Bu bencillik değil. Kendini seversen karşındaki insalara sevgini vermiş olursun. Huzurluysan huzur yansıtırsın. İşte kendime notlarım.

Hayat ellerimden kayıp gitmesin diye sımsıkı tuttum kavradım onu. Daha yaşayacak çok an var öyle değil mi? Sürekli bana iyi gelecek şeyler yapıyorum. Yazıyorum, yürüyorum, yoga dahi yapıyorum. Okuyorum. Tanışıyorum. Yeni insanların hayatlarını dinliyorum. Kendime bakıyorum en önemlisi ise kırık yanlarımı sarıyorum. Üzüldüğüm yanlarıma sen daha iyisini hakediyorsun diyorum. Çünkü gerçekten daha iyisini hakediyorum. Bu zamana kadar tek sorunum kendimi ikinci plana atıp başkaları için yaşamak oldu. Kendimi o kadar ikinci plana atmışım ki kararmış, kırılmış ve ihmal edilmişim. Şimdi kendim için en güzelini düşünüyorum. Ben, biz şu an ki halimizden daha fazlasıyız. Biz gerçekten güzel şeyleri kucaklayıp işte ben bu güzelliklerin bir parçasıyım demeliyiz.

Kendimi her zamankinden daha güçlü hissediyorum. Ayaklarım yere sapasağlam basıyor. Ne istediğini bilen bir insan haline geldim. Yaşadığım son depresyon bana bunları öğretti. Yaşadığım son depresyon hayata sımsıkı tutunmam gerektiğini öğretti. Çünkü hayatım ellerimden kayıp gidiyordu. Ya bir hastane odasına tıkılıp kalacaktım ya da hayatı yaşamasını öğrenecektim. Önce acılarımı kucakladım. Tüm kin ve nefretimi kustuktan sonra hepsini çok ama çok uzaklara yolladım. Kötü insanları uzaklaştırdım. Hayatımı dibe çekecek insanlara sadece selam verip yürümeye başladım. Keyfimi yerine getirecek aktiviteler yapmaya başladım. Tek sorunum yemek yiyememek. Onu da aşacağıma eminim. Bazen canım tatlı istediğinde doyasıya onu yiyorum. Ama yemeklerle pek aram yok. Kahve ise hayatımın en önemli kısmı hala. Evde sürekli müzik açıp dans ediyorum. Yoga yapıyorum. Kitapları okurken adeta yaşıyorum. Çünkü artık odaklanabiliyorum. Yürüyorum hem de baya çok yürüyorum. Yolda tanımadığım insanlara selam veriyorum bana selam verip gülümsüyorlar. Balık tutanlara iyi dileklerimi hemen bir çırpıda söyleyiveriyorum. Bu onlara da iyi geliyor bundan eminim. Bir sigara yakmışken bana selam veren insanlarla kısa sohbetler ediyorum. Geçen yanıma yüksek ihtimal üniversiteye giden bir kız geldi. Çakmak istedi. Sonra sohbet etmeye başladık giderken bana konuşmak çok iyi geldi samimiyetle söylüyorum iyi ki karşılaşmışız dedi. Bu kısa cümle bana da iyi geldi. Hayatta iyi olmak, mutlu etmek çok zor şeyler değil. Hayatıma mutlu olarak ve bunu yansıtarak devam ediyorum. Yüm kötülükleri ise çook uzaklara yolluyorum. Moralim inanılmaz iyi çünkü ben acılarımın kaynağı değilim. En önemlisi acılarımın esiri değilim.

Oh kahvemden bir yudum alayım. İnanılmaz derecede güçlendiğimi hissediyorum. Eyşanla her gün karşılaşıyoruz bana iyice alıştı. Dün kucağımda baya bir oturdu. Bende malum mıncıkladım baya. Karnını da doyurunca baya mutlu oluyor. Sürekli kuru mama yediği için ona hep yaş mama alıyorum. Bence bana gülümsüyor. Ben öyle görüyorum çünkü. Yolumun üzerinde 5 yavru kedi ile karşılaştım. Anneleri var diye uzaktan sevdim ama aşırı tatlılardı. Onlarada koşarak bir mama bombası aldım. Tekir olanlara aşık olmuş olabilirim. Bir de siyah beyaz vardı şaşkın şaşkın suratıma bakıp durdu ahhaaha inanılmaz güzellerdi. Mutlu olmak istiyorsanız hayvanları mutlu edebilirsiniz. Dünyanın en saf mutluluğu bu olsa gerek!

Anlayacağınız her şey kontrolüm altında, muhteşem gidiyor. Yüzüm gülüyor ve aynadaki halimden aşırı memnunum. Bunları yazıyorum ki belki harekete geçip siz de ipleri ele geçirirsiniz. Bataklıktan çıkan bir insan yazıyor çünkü bunları. O bataklıktaki insan şimdi doyasıya oynuyor ve gülüyor. O bataklıktaki insan hastanenin kıyısından köşesinden döndü. Tam da umut yokken kendine kendi umut oldu. Kendinize umut olun. Acılarımızın kaynağı siz olmayın. Kendinizi doyasıya sevin. En içtenlikle mutluluğu doyasıya yaşamanızı diliyorum. Sizi üzen ne varsa yollayın. Üzen insanları beyninizde öldürün. Aklınıza gelecekler benim de aklıma geliyor. Hemen öldürüyorum. Sonra da çoook uzaklara gönderiyorum. Çünkü hiç bir şey benden önemli değil!

Sevgilerimle!

Doyasıya gülüyoruz!!

Hafızada kalanlar

Darlin’, darlin’, darlin

I fall to pieces when I’m with you, I fall to pieces

Hafızada kalanlar parçalıyor bazen öyle değil mi? Bir boş bakış, yarım gülüş olarak yansıyorsunuz evrene. Nasıl da güzel günlerimiz vardı vs şeklinde düşünüyorsunuz. Ya da nasıl da güzel günlerim vardı diye. Ben şu an o günlerden daha iyisi için çabalıyorum. Çok güzel gidiyorum fakat bazen bir şarkıda hafızada kalanlar eşlik ediyor bana. Güzelim günün sonunda bir buruk bakıyorum hayata. Neyse ki tedavi amaçlı hemen evrene yaşandı bitti saygısızca deyip gönderiyorum. Bir de bana yollama şu kesitleri artık diye serzenişlerde bulunuyorum. Hiç hoşuma gitmiyor çünkü.

İnsanın aklına geliyor. Yaşanip bitse de şu olmuştu, bu olmuştu diye dolanıyorsun zihninin köhne diyarlarında. Ben hemen daha kötü bir olayı aklıma getirip nasıl da yedin kazıkları diye tüm iyi olanları uzaklaştırıyorum.

My rose garden dreams, set on fire by fiends.

Tam anlamıyla yukarıdaki satır gibi.

Şimdi kahvemi yudumlarken kül olmuş tüm anları üflüyorum, bir köprünün üzerinden nehire üflenmiş bir insanın toz bulutu hali gibi. Üflüyoruz evrenin sonsuz karanlığına çoğu anı ve yaşanmışlıkları. İyi olan her şey yarım kaldı.

Şimdi daha iyilerin temelini sağlam bir şekilde hazırlıyorum. Hiç bir şey yarım kalmasın diye sağlam bir temele oturtuyorum çoğu şeyi. Kalbimi koruma altına aldım. Aşktan uzağım, mutluluğa yakın.

Bugün kafede çok güzel bir iltifat aldım. Hoşuma gitti, ruhumun neşesi yüzüme vurmuş demek ki. Bu yolda ilerlemeye devam edeceğim. Negatiflik yok pozitiflik basıyoruz bünyeye! Tatlımı yedim ve sahil boyu yürüyüş yaptım. Kaliteli bir aktivite oldu hafızada kalacak cinsten.

Şimdi tüm o anıları evrene iade ettiğime göre ve bir damla dahi gözyaşına maruz kalmadığına göre bir film açıp karşısında sızmalıyım. Bu geceyi de böyle değerlendirelim bakalımmm. Her şeyin daha da güzelleşeceğine eminim. Bir kaç hatıra ve yarım gülüş tamamladı birbirini. Bazen çıktığımız yolda geriye bakmamak gerekir. Ben de o şekilde yapıyorum ve beynimin içinde dolaşan anıları sonsuza uğurluyorum. Tedavi ediyorum galiba kendimi. Bu bir tedaviyse tebrik ederim kendimiii. En azından sinir ve kin eskisi kadar uğramıyor. Bu da süper ötesi bir gelişme benim için. Çünkü insan sinirlendikçe daha çok sinirleniyor adeta bitmeyen bir döngü.

Şimdi yazmayı bırakıp keyif zamanı yapmaya gidiyorum. Hayatımızdaki kötülükleri gökyüzüne bırakıyor ve martılara odaklanıyoruz. Biz iyi ki varız!

Sevgilerimle.

Nasıl da toparladın kendini

Bugün yine mutlulukla uyandığım bir gün oldu. Yazarken kendime nazar ışınlayacağım korkusu var tabi ama maşallahhhhh diyelim. Her şey gayet güzel gidiyor. Sadece iki gündür çok fazla uyuyorum nedeni ise biraz geç uyumamdan kaynaklanıyor. Neyse çaresine bakacağız..

Süper bir kahvaltı yaptıktan sonra önce eczaneye gittim. Uğur abi ile konuştuk. Toparlaman güzel ama çok derin bir depresyondan çıktın iyi olman güzel fakat bu yükseliş ani bir düşüşe neden olabilir o nedenle ilaçları kesmeyelim dedi. Ani bir düşüş şu an da olmasını istemediğim tek şey. Modumun çok kötü olması beni yerden yere vurabilir. Şu an ki halimden çok ama çok memnunum. Yüzüm gülüyor. Doyasıya kahkaha atıyorum. Evde saçma saçma danslar, yüksek sesle şarkı söylemeler falan sardı tüm ruhumu. Kendi başıma bile efsane eğleniyorum. Bu durumun yerini tekrardan depresyon ele geçiremez. Bunun için çok ama çok çabalayacağım. İlk başta modumu düşürecek insanlardan uzak duruyorum. Modumu aşağı çekecek olayları dinlemiyorum. Doyasıya gülmemi sağlayacak şeylere bakıyorum. Gerçekten çok iyiyim. O enkazdan geriye eser kalmadı. İşin en güzel yanı yaralarımı sarmaya hızlıca devam ediyorum. Kırık kalbime her gün sen mükemmelsin, her şey istediğin gibi olacak, dilemekten asla vazgeçme diye konuşmalar yapıyorum. Asla vazgeçmiyorum!

Eczaneden çıktıktan sonra kuaföre gittim. Rengimi bir türlü oturtamadık. Saçım boyayı tutmuyor. Boyuyoruz tekrardan akıyor. Bir de pazartesi günü gideceğim. Ama saçlarım asla yıpranmadı. O nedenle bir sıkıntı yok. Kendisine zaten bir ton kremler spreyler sürüyorum. Eski yıpranmış halinden eser kalmadı. Tıpkı ruhum gibi.

Bana da kuaför bir eğlence oluyor. Açıkçası yeni insanlar tanıyorum. Sohbet muhabbet ediyoruz. Herkesin hayat hikayesini öğrendim ahahah. Kuaförler iyi ki var ya! Bir de saçıma her gün fön çekiliyor daha ne olsun canım!

Bu ayın 28inde güzel bir planım var. Değişiklik katacağım hayatıma. 28inde çanakkalede olacağım. Planlar planlar… Ama bana iyi geleceğini bildiğim bir plan yaptım. Bakalım umarım modum daha da yükselir. Zaten yükselmeyeceğini düşünsem böyle bir plan yapmazdım ama aklım hala yapamadıklarımda…

Şimdi kahvemi alıp buraya keyiflice yazımı yazıyorum. Bu halimi inanın çok özlemişim. Ağlayarak yazdığım günler gerçekten kapkaranlık günlerdi. Kalbim sıkışıyordu, nefes almam zorlaşıyordu. Gözyaşlarım asla durmuyordu. Sürekli ellerim titriyordu. Depresyonun yanında anksiyete krizi yaşıyordum. Gecelerim daha da karanlık olmuştu. Bazen sessiz bazen sesli ağlamalarım sarıyordu etrafı. İnanılmaz derece de bitkindim. Gözlerim yanıyordu sürekli. Sabahları şiş gözlerle bakıyordum aynaya ve o halimden nefret ediyordum. Kendimden dahi nefret ediyordum. Ağlamamam gereken olaylara ağladığım için. Şimdi yüzüm bile güzelleşti. Gözlerim parlıyor. En önemlisi buna bir insan neden olmadı. Bunu kendi başıma başardım. Ben bunu sanırım ağlayarak, hastaneye yatarım korkusu ile başardım. En önemlisi ise ölüm düşüncesini gömdüm enn derinliklere. Hades icabına baksın.

Şimdi kahvemi içip kitabımı okuyacağım. Sadece size hiç bir şey imkansız değil demek istiyorum. Asla vazgeçmeyin. Başaracaksınız. Kara bir gün yaşıyorsanız çok yakında aydınlık sizi bulacak. Sadece asla vazgeçmeyin. En önemlisi de kendinizden.

Sevgilerimle.

Gözlerimin ışıl ışıl parladığı bugünden.

Biraz kedi biraz mutluluk

Bugün mükemmel bir enerji ile uyandım. O nedenle yerimde duramadım bir türlü. Kocaman bir peynirli omlet yaptım, çayımı muhteşem bir şekilde demledim (çay demlemek sanattır) sonra kekikli peynir, soslu zeytin vs derken bizimkileri uyandırdım. Hep birlikte doyasıya kahvaltı yaptıktan ve uzun uzun balkon keyfi yaptıktan sonra bir Türk kahvesi ile keyfimize keyif kattık. Umberto Arte ile Sanat 2 kitabına daldım uzun uzun. Kesinlikle incelemeniz lazım. Sonra bir filtre kahve yaptım kendime, kitaba dalış o dalış. Saat 3 gibi anneme hadi dışarı çıkalım dedim, hava bugün biraz güneşliydi. Sahile doğru yürüdükten sonra bir kafede mola verdik ve bu tatlılıkla karşılaştım.

Sıcağı görünce mayışanlarda bugünnn

Uyuduğu için sevmek istemedim, keyfi çok yerindeydi. Türk kahvemizi içtik tekrardan. Sonra annemle uzun uzun sohbet ettik. Sıcak da baya iyi geldi kafe baya sıcacıktı. Sonra tekrardan sahil boyu yürümeye çıktık.

Gelibolunun kafa üşüten soğukluğundan bir kare. Uzun uzun yürüdük. Ama yürümek kocaman bir terapi haline geldi. Aşırı derecede kendimi iyi hissetmemi sağlıyor. Sonra bir bankta mola verdik bi sigara yaktık, rüzgar yüzümüze yüzümüze vurdu. Üşüyene kadar oturduktan sonra tekrardan yürümeye başladık. Kumsala vuran denizanaları sahili terk etmiş. O kadar kötü kokuyordu ki bu durum beni sevindirdi. Bir büfede mola verip karton bardakta çay aldık. (Kahvesi yoktu ama denize karşı çay içmiş oldum selam olsun) Büfe sahibi ile uzun uzun sohbet ettik. Geçen senede hep ondan alırdık sizi tanıdım falan deyince çay üzerine sanırım tam 15 dakika konuştuk ahahaha. Sonra bizim üstümüze bir sürü müşteri gelmeye başlayınca ayağınız uğurlu geldi dedi. Sanırım günün beni mutlu eden ikinci pozitif olayı bu oldu. Üçüncüsü ise Eceye moral verdiğim ve onun bana sen benim en değerlimsin demesi. Ece de benim en değerlim, gerçekten iyi ki var!

Dördüncü en pozitif olayım ise eyşanla karşılaşmak hemen olayı fotoğraflandırayım….

Senin ağzını burnunu yerim Eyşan! Burna bak ya pembe pembe! Onunla da uzun uzunnn sohbet ettim. Ömerle cengizi rahat bırak kendi ayaklarının üzerinde dur ve mamana sahip çık dedim. O da kucağıma atlayıp yatmayı tercih etti. Mama konusuna gelince kendisine koşarak migrostan yaş mama aldım. Eyşan umarım farkındasındır seni ne kadar çok sevdiğimin.

Sonra eve yaklaşınca balkonuma kavuştuğum an da yaklaşmış olduuuu. Bir balkon keyfi de yaptıktan sonra günümün çoğunu biricik annem ile tamamlamış oldum. Yemek yaptık, yedik derken şimdi buradayım. Yarın kuaföre gideceğim. Normalde saçımı hep kendim boyarım ama asker ben sizin saçınızı muhteşem yapacağım dedi. Ona güvenerek yarın orduevine gideceğimm. Birde saçlarımın uçlarından keseceğiz çünkü ben biraz yamuklaştırmış olabilirim… Birde kaküllerim uzadı, onlarında ucundan almamız lazım. Uzun bir süre daha kaküllü olacağımm. Bu saç bana baya iyi geldi. Ya da ben öyle oldu sanıyorum. Neyse bunun hiç bir önemi yok. Sonuç olarak gerçekten neşeli hissediyorum. Sert esen rüzgarda saçımı savura savura yürüyorum hahaha.

Günüm huzur dolu geçmiş oldu. Pozitif bastık bünyeye. Kediler köpekler derken sevgi dolu bir yazı oldu. Emeği geçen herkese teşekkür ederimm! Şimdi ise çayımı yudumluyor ve balkonda kendimi huzur dolu bir yazı yazarken buluyorum. E daha ne olsun! Unutmadan.. Bir de bugün bir iş görüşmesi için çağrıldım. Yine volkswagen ve yine muhasebe pozisyonu için. Fakat gelmeyeceğimi söyledim. Daha önce de bir lojistik firmasını reddetmiştim. Açıkçası sağlığım gerçekten evet sen mükemmelsin diyene kadar hiç bir işe bulaşmak istemiyorum. Kendimi uzun çok uzun bir tatile çıkardım. İzmir macerasında epilepsi ve ses tellerimin yırtılması bana bunun gerektiğini söyledi. Bir an da işimi terk etmek zorunda kaldım. Sonra da evimden ayrıldım. Hepsi üst üste geldi. Onun dışında da tekrardan güvendiğim o lanet dağa kar yağınca ve bir kaç etkende olunca uzunca bir tedavi sürecine girdim. Ardından depresyon işte ben geldim buradayım! dedi bana. Ses tedavisi, epilepsi tedavisi, depresyon tedavisi derken çok yorgun düştüm. Hala da yorgunum. Depresyonu yendim evet fakat daha da iyi olmalıyım. İş tekliflerine o nedenle sıcak bakamıyorum. Çünkü korkuyorum. Sadece tek istediğim kitabımı tüm kitapçılarda görmek, onun haricinde muhasebe vs bu tarz konuları düşünmüyorum. Çünkü Çanakkaleye taşınmak zorunda kalıp tek başıma yaşayacağım. Epilepsi hastası iseniz hayat tek başına yaşamanız için çok da kolay değil. O nedenle şu epilepsimi yoluna daha çok yoluna sokmak zorundayım. Depresyon illeti ise şu an da benden çok uzaklarda gibi duruyor, fakat en hassas noktanız da yakalıyor sizi. Neyse kötüyü asla çağırmıyoruz ve mükemmel hissediyoruz!

Umarım dileklerimizin çoğuna tik attığımız günler çok ama çoook yakınımızdadır! Sevgi bizimle olsun!

Sevgilerimle!

Denizi kokladım bugün

Denizi kokladım bugün. Kendisi ile uzun uzun bakıştık. Deniz bence çok ama çok büyük bir terapi. Denize kıyısı olmayan bir şehir benlik olamazdı sanırım. Dertleri bırakıyorsun suya bi kere. Öylece dalgalara atıveriyosun. Uzun uzun maviliklere dalıyorsun. Dalmak sadece yüzmek değildir. Sonra martılar var. Kahkaha atar gibi sesler çıkarıyorlar. Sonra gemiler var biri gidiyor biri geliyor, tıpkı kıyımıza kadar gelen insanlar gibi. Bugün baya bir gemiyi yolcu ettim gözlerimle. Sonra balık tutanlar var. Hepsi oltası kıpırdasın diye pür dikkat bekliyor. Sabırlı ve dingin. Hayatta daima olmamız gerektiği gibi. Sonra yemyeşil yosunlar var. Denizin süslü püslü takıları. Daha da güzel kılıyor sonsuz duran maviliği. Kumsal var ince ince kumlu. Tonlarca ince düşünce gibi. Deniz bir dalga vuruyor hepsi parıldamaya başlıyor. İnce fikirlerimize vuran kalbimiz gibi. Kumsalda koşan köpekler, köpekleri ile koşan insanlar… Huzuru döktüm gözlerinizin önüne. Deniz bir yaşam dolusu huzur işte.

Yaktım bir sigara, uzun uzun bakıştık mavilikle. Düşünceler aktı gitti dalgalarla beraber. Kitabımı düşündüm. İnsanlara umut olacağını, yalnız olmadıklarını bilecekleri bir kitap. Sonra nerede yaşamam gerek diye düşündüm. O konuda hala kesin bir fikrim yok. Bu yaz yurtdışı planım var. Onu düşündüm. Kardeşimle seyahat edeceğiz. Yüksel ihtimalle İskandinav ülkelerinden birisini istiyoruz. Umarım ışık hızıyla memleketime ulaşırım……. Sonra kendimi düşündüm. Güçlü kalabildiğim ve sorunlarım karşısında zor da olsa başarılı olduğum için kendimi tebrik ettim. Bu aralar bir kaç gündür az güldüğüm için kendimi cezalandırıp denize bakarken bol bol sırıttım. Görenler bu deli neden gülüyor demiş olabilir. Fakat umrumda olmadığı için sigaramı keyifle içip bol bol sırıttım. Kulağımda da still loving you çalıyor. Scorpions dinlerken daha önce hiç bu kadar sırıtmamıştım. Farklı bir deneyim oldu benim için. Neyse ne diyordum, sonra ikinci üni bittiğine göre ne okusam diye düşündüm. Sanırım sanat tarihi okuyacağım. Bir de mitolojiyi ve pagan ritüellerini düşündüm. Bu konuda daha fazla fikrim olması lazım. Özellikle pagan ritüelleri dikkatimi fazlasıyla çekiyor. Anlayacağınız bir deniz kokusu ile sarhoş oldum galiba.

Sonra bol bol yürüdüm. Deniz boyu çarşıya kadar yürüdüm. Geri dönerken hiç üşenmedim, sadece soğuktan burnum bağımsızlığını ilan etti. Bir de şapka almadığım için kulaklarım artık eve mi gitsek diye uğuldamaya başladı. Eve dönerken kahve aldım. Bir de mahallemizin az ama öz kendilerinden biri ile karşılaştım. Ben kendisine eyşan diyorum. Bunlar üç kedi. Eyşan bi birinin yanında bi diğerinin yanında. Diğer ikisi de full kavgalı. Tam ismine layık bir kedisin eyşan. Gözüm üzerinde.

Kahvemi aldıktan sonra eve gelip kahve yaptım kendime, sonra uzun bir süre kitap okudum. Sonra da yemek yiyesim gelmediği için kendime şahane süslediğim tadına tat kattığım yulafı hazırladım. Süslü olmasa yüzüne bakmam. Kendisini yedikten sonra yeni nesil gossip girle baktım biraz, sarmadı. O sarmayınca you izledim. Gerçi onun da bu sezonu pek sarmadı. Ruh hastası bu sefer beni ele geçiremedin. Sen dan din ya. Gerçi dan olarak da ruh hastasıydın. Sen bitmişsin yapacak bir şey yok……

Evet şimdi de kendime karanlık ödülü verdim ve sessiz sakince yazımı yazmış bulundum. Bir kahve ile kapanış yapacağım erken kalkan yol alır…..

Umarım yarınlarımız bugünlerimizden de güzel olur. Biz dileyelimm. En güzellerini dileyelim!

Sevgilerimle.

Bugünden.

Rüyaların dünyası

Bugün hiç görmek istemediğim birini rüyamda gördüm. Bilinçaltımın da yaralı olduğunu biliyordum zaten ama kendisini karşıma alıp konuşmam lazım, böyle olmaz çiçek, dağ, bayır, bahçe göster diye. Tüm günümü sinirli olarak geçirmemek için attım kendimi dışarıya. Sonra uzun uzun düşündüm. Sinir olma burcu dedim kendime. Evet yüzünü bile görmek istemiyorsun ama bak rüyana girdi. Hayat bazen böyledir, acıları gözüne gözüne sokar ama geçti gitti dedim kendime. Eskiden bu rüyayı görmüş olsam mutluluktan uçardım. Günüm çok güzel olurdu. Bir çayır gördüm uzanmışım, her yer çok güzel kokuyor. Sonra yanıma doğru bakıyorum. Ah! Sinir olmamak elde değil. Rüyamda da şaşırıyorum. Sonra bitiyor. Bu kadar kısa bir rüya beni deliler gibi sinir etti. Lüzum yok çünkü. Tahammül bile edemiyorum. Yaşadığım onca zarar, onca kalbimin yarası hepsi omuzlarıma yük olmuş. Rüyama girmesi bile sinirlerimi hoplatıyor. İnsan yaşattıklarını yaşamadan ölmez dedim bugün. Yaşadığım onca acı dolu olaylar bir rüya yüzünden tekrardan beynimin içinden geçti. Sonra dedim ki ne hali varsa görsün. Sabah resmen sinirimden çılgına dönmüştüm. Denize bakıp tüm nefretimi kustum. Hayat böyle işte rüyaların dünyası acıtıyor dünyalıyı.

Keşke hayatımızı depresyona itecek insanlarla asla karşılaşmasak. Ben hastaneye yatmak üzereydim. Tüm yaşadığım acı dolu olaylar yüzünden. Bir çok etkenin içinden biri de o idi. Şimdi sakinleşmişken nasıl da güzel toparladın kızım diyorum kendime. Bundan bir ay öncesi olsa ağlamaktan gözlerin kanayacaktı kesin.

Rüyanda görsen bile sabah uyandığında yok. Tam da olmasını istediğin gibi. Yok. Yok ettin onu. Hem de sadece uyanarak.

Bu yazıyı uzun tutamayacağım. Yazdıkça nefret dolu bir yazı olmasından korkuyorum. İnsanın içi kolay soğumuyor. Kalbimin çıkıp karın üzerine yatması lazım. O kadar imkansız geliyor işte soğuması. Ama biliyorum gün gelince her şey bambaşka olacak. Sevdiğim tüm yanlarımdan kırıldım. Emin olduğum tek şey ise benim sevdiğim kadar sevilmeyeceği. Bu ona dünyanın en büyük cezası. Aşkı tüm diri haliyle koydum tabuta. Çaktım çivileri teker teker bağırışlarına rağmen, sonra kendi ellerimle kazıdığım o çukura gömdüm. Gözyaşlarım ıslattı o kara toprağı. Çıkan tüm yeşil olanları kararttım. Senin de yüzünü kararttığım gibi.

Acılar içinde olan bilinçaltıma sevgilerimle. Umarım bu gece o çayırda yanıma doğru bakarken güneşi görürüm.

Sevgilerimle.

Eve dönüş

Evime kavuştum. İnsan gittiği yerde ne kadar rahat olursa olsun yine de evini özlüyor. Odamı baya özlemişim. Kitaplarıma kavuşunca baya mutlu oldum. Kitaplığım direkt yatağımın karşısında gece onlara baka baka uyuyorum. İnsana huzur veriyor resmen. Bu seyahat yolculuğum bana çok iyi geldi. Gelibolu da iyi gelir umarım. Geleli iki gün oldu ve hava yağmurlu. Dün gece yağmur sesi ile uyudum, insan yağmur sesi ile uyumayı deli gibi özlüyor. O kadar güzel uyumuşum ki sabah süper bir şekilde uyandım.

Hayatımda şu an her şey olmasını istediğim gibi. Dostlarım, kuzenlerim, hayatım, hastalıklarım ve ailem tam da olmasını istediğim gibi. Uzun zamandır epilepsi nöbeti geçirmiyorum. Huzurlu bir ortamım olduğu için kendisi bana uğrayamıyor. Aramızı düzelttik anlayacağınız. Evime huzurla döndüm. Hastalıklarım yoluna girdiği için sürekli şükür modundayım. Annemle upuzun sohbet ettik. Hayatım konusunda uzun uzun konuştuk. Karanlıktaki aydınlığıı tekrardan bulduğumu söyledim. Ve aşk… Hayatımda asla olmasını istemediğim tek duygu. Yazan çizen olsa da asla ve asla hiç bir şekilde hayatıma birini almayı düşünmüyorum. Çok yıprandım ve çok bencilliğe uğradım. O yüzden hayatımı tam da yoluna sokmuşken birinin kalbimi paramparça etmesini istemiyorum. Yaşadıklarım bana bunu öğretti. Yaşadıklarım bana kimseye kalbimi açmamayı ve kimseyi kendimden daha çok sevmemeyi öğretti. Kırık bir kalbi toparlamak baya uzun süren ve meşakkatli bir iş. Yaralarımı sararken kendimle defalarca kavga ettim. Keşke bu kadar güvenmeseydin ve keşke bu kadar iyi bir insan olduğuna körü körüne inanmasaydın dedim. Yaşadıklarım kocaman bir roman olurdu. Yarım bırakılmayı, sevgimin çöpe atılmasını, körü körüne inanmışken defalarca inandığım için hayal kırıklığına uğramayı iliklerime kadar yaşadım. Bir daha kimseye güvenmeyeceğimi hissediyorum. Zaten bir başkasını hayatıma almak gibi bir niyetim de asla yok. İnsanlar tahmin ettiğimizden daha gamsız ve hatta daha kötü. Kimse için düzeninizi bozmaya değmez. Kimse için hayatınızı ona göre yaşamanıza değmez. Defalarca hayatımı ona odaklayıp hayatsız bırakıldım. Tek dileğim bir daha gözyaşıma değmeyecek bir insan için bir deniz dolusu gözyaşı dökmememek. Tek dileğim gözlerimin kurak olmaması. Tek dileğim kalbimin karanlık kapılar ardında acı çekmemesi ve tek dileğim kendimi bir hiç uğruna cehennem ateşine atmamak. Kırık kalpli bir kadının notlarına şahit olmuş oldunuz.

Doğum günüme bir aydan daha az kaldı. 11 Kasım ve yaş 27. Tam üç senedir kendimi perişan etmişken hatta 7 yıldır kendimi depresyondan depresyona hapsetmişken bu yıl pastamı üflerken bir çok dileğim olacak. Sağlık, ailemin ve sevdiklerimin sağlığı, mutluluk, hayvanlar için güzel bir hayat, bir kedi, sevdiklerimin mutlu olması, kardeşimin üniversite hayali, dünyada huzur, kötülerin hayatımdan uzak olması ve doğru bildiğim yollardan asla şaşmamak. Ve birde kitabım. Pastamın mumu eriyene kadar dileklerimi sıralayacağım sanırım. 27. yaşım, seninle ilgili çok güzel şeyler düşünüyorum umarım bana huzurla gelirsin. Hah evet birde kucak dolusu huzur. İyi olan tüm insanlar için. Hayatımda hata yapmamak için, kalp kırmamak için, insanlara huzur vermek için ve mutluluk dolusu bir çok şeyi sevdiklerimle paylaşmak için gerçekten çok özenli oluyorum. Çünkü şu kısacık ömürde sevdiklerimizle mutlu yaşamalıyız. Bir çok kazık yememe rağmen hayatıma devam ettim. Bazen hayatımdan vazgeçmeme rağmen küllerimden her seferinde tekrardan doğdum. Hayatıma hastalıklar ışık hızıyla girdi. Bunlar bana çok şey öğretti, onlardan biri de sevdiklerimle mutlu olmak. Kalp kırmamak. Hayvanlara sımsıkı tutunmak. Umarım bu yaşım sevgimin paylaştıkça çoğaldığı bir yaş olur ve umarım depresyon bir kez daha hayatıma girmez. Çok zordu. Ama kazanan bir kez daha ben oldum. Huzurla evime döndüm.

Yazımı bitirmeden bir de bugün yaşadığım bir mutluluktan söz etmek istiyorum. Rüyamda ecenin etrafında sarı bir ışıkla çok mutlu olduğunu gördüm. Neşe saçıyordu etrafına. Beni arıyordu ve burcu hayatımda çok güzel şeyler oluyor diyordu. Hemen mesaj atıp rüyamı anlattım. Bana okuduğu bölümle alakalı Ege üniversitesinden bir iş teklifi aldığını ve hafta sonu kısa bir eğitim göreceğini söyledi. Kesinleşmeden beni aramamış, ben rüyamı anlatınca hemen anlattı. İçimdeki huzuru ve sevinci size anlatamam. O kadar çok sevindim ki, sanki onun yanındaymış gibi oldum. Gözümden yaşlar aktı. Ecenin o heyecanlı ve mutlu sesi bana sen var ya bir tanesin ya demesi tüm günüme süper bir enerji verdi. Şu hayatta en çok hoşuma giden şey sevdiklerimin iyi olması. Ece… Umarım çok ama çok mutlu olursun!

Oh be içimi çok güzel döktüm ve çok güzel şeylerden bahsetmiş oldum. Umarım hayatınıza bir nebze olsun dokunabilmişimdir. Çok ama çok güzel günler bizimle olsun!

Sevgilerimle.

Eve dönüş…

Aradım ve buldum

Başlık Bilbo Baggins’in yazacağı bir başlık oldu. Hayatıma tam gaz huzurla gittiğim bir dönemdeyim. Her şey inanılmaz derecede huzurla dolu. Aile, büyük aile, kalabalık aile kültüründen o kadar uzaktım ki… Bana ilaç gibi geldi bu zamanlarım. Her gün buraların yeni bir güzelliğini görüyorum. Her gün Sema ve Ayşegül ile yaralarımızı sarıyoruz. İnsan en yakın arkadaşına bile tamamen açık olamıyor ama şu an hiç şüphesiz kendim oluyorum. İçimi doyasıya döküyorum. Beraber sinirleniyoruz, beraber eğleniyoruz ve beraber sinirleniyoruz. Yaşadığımız acı, tatlı olayların hepsini beraber atlatıyoruz. Çok mutlu ve huzurluyum. Salı günü dönüyorum. Biraz buruk döneceğim. Hatta dönerken ağlarım diye de düşünüyorum. Annemle kardeşimi de çok özledim fakat bu seyahat beni bana geri verdi.

Salı günü döndükten iki gün sonra İzmire seyahat edeceğim. Hatice öldü beni beklerken. Koşa koşa gideceğim yanına. Artık ağlar mıyız, gülmekten ağzımız mı ağrır ondan pek emin değilim. Ama eğleneceğimiz kesin, ondan şüphem yok. Hayatıma güzellikle dokunan her insana minnettarım. Kötülüklerin, kalbimi kıran herkesin yaralarını iyi insanlarla birlikte sardım ve sarıyorum. Bazen tek başıma halledemediğim durumlar oluyor, bu depresyon dönemi de onlardan biriydi. Kafayı yemek üzereydim. Hayattan nefret ediyordum, yaşamak istemediğim günler yaşadım. Kalbimi kıran herkesi nefretle andım. Nefretle andım ama nafile. İçim asla soğumuyordu. Yarı yolda kaldığım için nefret doluydum. Şimdi ise benden uzaklara yolladım o duyguları ve o yaşatanları. İçim huzurla kaplı. Bana zararı dokunacak herkesi ve her şeyi dünyanın öteki ucunda tutuyorum. Zamanın birinde orada olduklarını bile unutacağım.

Hayat çok garip. Öyle bir dibi görüyorsun ki, çıkmayacağını sanıyorsun. Çıkamayacağım sandım. Acılarım beni öldürecek sandım. Kalbimin soğukluğu beni benden alacak sandım. Beni sonsuz karanlığa hapsedecek sandım. En korkutucusu da kendimi kaybedeceğim ve asla bulamayacağım sandım. Özgüvenim kendimi kötü hissettiğim için yerlerde sürünüyordu. Başkaları yüzünden acı çektiğim için. Hem de bazen defalarca aynı kişi yüzünden acı çektiğim için. Şimdi ise nefretle uzağa yolladığım için gülüp geçebildiğim noktaya geldim. Çok ilerleme katettim. Aradım ve buldum.

Hayat bazen imkansız gibi gelir insana. Her şey imkansız ve kaybolmuş hissedersin. Ayağa kalkamayacağıno düşünürsün. Bir akılsız baştab başka ne kaldı diye düşünürsün. Sonra karanlıkta bir aydınlık gözükür. Küçücük ama yüzünü aydınlatan. Yüzün aydınlığa karıştığı için bir sıcaklık sarar içini işte o sıcaklığa tutun. Aradığın o küçücük sıcaklık. Hayat bize küçük şeylerden mutlu olmayı öğretti.

Huzur dolu olduğum için pozitif yazılarıma geri döndüm. Asla vazgeçme diye çıktığım bu yolda yine kendimi bulmuş oldum. Yine motivasyon yazılarıma geri döneceğim. İçimi tüm samimiyetim ile yazmaya devam edeceğim. Duyguların şeffaflığı dünyanın en mert olayı. Sahte duygular hem canını acıtır hem de insanın kendisini zavallı yapar. Şeffaf olmak dünyanın en mükemmel olaylarından biri. Bunun için özenli davranıyorum her zaman.

Şimdi çay içmeye dönmem lazım. Bir çay sıcaklığı ile kendimi ödüllendireceğim. Kalabalık ortamda da çay içmenin tadı bir başka. Umarım kahkalarla şenlendiğiniz zamanlara rastlarsınız. Bir çay sıcaklığında kalbiniz ısınır. Güzellikler bizimle olsun!

Sevgilerimle.

Doğa dünyanın en mükemmel terapisidir.

Kendine dön

Hem kendimle hem de kuzenlerimle baya bir zaman geçirme şansı buldum. Uzun zamandır görmüyordum, o kadar iyi geldi ki… Hepsini baya bir özlemişim. Sema ve Ayşegülü görmeyeli çook uzun zaman olmuştu. Uzak şehirlerde yaşamının böyle dertleri oluyor. Birbirimizi unutuyoruz. Ama bir araya gelince de abla kardeş gibiyiz. Sema ve Ayşegül benden küçük, gerçi ben yaşlandım ya onlar daha gencecik iki çıtır ahahaha. Bunun yanı sıra annem ve kardeşim geliboluda. Biz babamla seyahat ettik. Kardeşimi deli gibi özledim ya ben bu çocuktan nasıl ayrılacağım hiç bilmiyorum. Her gün görüntülü arıyorum. İnsanın kardeşinin olması mükemmel bir duygu. Burada da iki tane kız kardeşim var. Her gün geziyoruz. Bana şehir turu ayarladılar. Büyük şehiri özlüyor insan. Köyüm baya küçük çünkü biliyorsunuz. Gelibolu bir sahil kasabasıdır!!

Bebeklerim ve ben

Aileme ve kendime dönme şansı elde ettim. Amcam ve yengem kendi evimdeymişim gibi hissettiriyor. Zaten aramızda kalsın en sevdiğim amcam ve yengem kendileri. Babamla seyahat etmekte dünyanın en keyifli olaylarından biri. Sürekli ortak şarkılarımızı açıp yol boyunca birlikte söyledik. Gerçekten çok güzel anlardan biri oldu benim için.

Bu arada depresyon meselesine gelirsek… Vedalaşma aşamasındayız kendisiyle. Yavaş yavaş ayrılıyor benden. Bazen burada da çok daralıyorum öyle olunca bir nefes daralması olmasın vs, kimse şahit olmasın diye hemen yatıyorum. Genelde akşamları oluyor zaten. Bir de buraya geldiğimden beri akşamları zaten hemen uykum gelmeye başlıyor. Bence buranın huzurundan kaynaklı ben öyle olduğunu düşünüyorum. Kendi evimde de huzurluyum ama Gelibolu beni geriyor. Bunu tekrardan anlatmama gerek yok. En azından depresyon ile vedalaşma aşamasına girdiğim için çok memnunum. En son verilen ilaçlarında faydası oldu. Uğur abi baya derdime derman olmuş oldu tam son dakika. Yoksa cidden gidişat iyi değildi.

Gündüzleri sürekli gezdiğimiz için sağlık durumum daha da iyi olmaya başladı. Çünkü benim içib aktivite olmuş oluyor. Hem de kuzenlerimin yanımda olması gerçekten daha da iyi hissettiriyor. İnsanın bazen ailesine ve kendisine dönmesi lazım. Özüne yaklaşması lazım. Uzak kaldığımız için bu çok zor oluyor, ama artık daha fazla seyahat edeceğimden eminim. Gerçi annem ve serhatı deli gibi özlesemde seyahat konusunda kararım kesinn. Bu arada Hatice de deli gibi beni İzmire bekliyor. Buradan dönünce hemen ertesi gün İzmire seyahat edeceğim. Bu sene bir çok yere gitmiş oldum. Seyahat etmek gerçekten benim için iyi bir duygu. Ben yollarda mutluyum galiba. Haticeylede kavuşunca daha da mutlu olacağım. Şimdiden yapacağımız şeyleri ayarladık bile! Hayatı dolu dolu yaşadığımı hissediyorum. Bir süre sağlık durumum düzelene kadar bu frekansı izleyeceğim. Hah bir de epilepsi ile arayı düzelttiğimiz için çok memnunum. İstanbul da kendisi uğramıştı burada beni rahat bıraktığı için kendisine teşekkür ederim. Gerçi daha buradayım ama gelmeyeceğinden eminim. Çünkü hiçbir belirti hissetmiyorum en önemlisi kendimim ve mutluyum. Gerçekten uzun bir süre sonra kendimi seviyorum ve mutluyum. Kendime döndüğüm için, ailemle olduğum için mutluyum. Bu geri dönünce mutsuzluğa dönüşür mü bilmiyorum, tekrardan karanlık sarar mı içimi emin değilim, gerçi karanlık gelirse İzmirden sonra gelir, ama bir şekilde atlatırım bunu biliyorum. Belki uzun zamanda belki kısa zamanda. Öyle ya da böyle ben başaracağımı biliyorum. Zor olsa da bu iş benim uzmanlık alanım.

Bugünlük benden bu kadar, umarım ailenizle musmutlu zamanlara şahit olursunuz. Çok ama çok mutlu olunn.

Sevgilerimle.

Gökyüzünün sesi

Paramparça olmuş bir kalbin esiri olan satırlarımı yazmak için kendimi burada buldum. Nasılım, iyi miyim, daha iyi olur muyum, içimin acısı dinecek mi, vs vs. Bir çok soru var fakat artık bu soruların cevapları için düşünmeme kararı aldım. Şifayı bulmak için gökyüzünü izlemeye başladım. Beni fena halde rahatlatmıştır her zaman. Bulutların hareketine baktım uzun uzun. Güneşin ışıltısı altında seyrettim tüm gün boyunca gökyüzünü. Her şey yolunda olacak demeye başladım birden. Gökyüzü o kadar uçsuz bucaksız, o kadar her şeyin varoluşuna yakın ki hiç bir şey olmayacakmış gibi gelmiyor ona bakınca. Ciddi ciddi evden çıktım fenere gittim, oturdum hem denize baktım hem gökyüzüne. İki mavi, iki huzur, beni kendine çekti, hatta sakladı beni tüm kötü duygulardan. İçim huzur doldukça güneşin ışıltısı daha bir anlamlı gelmeye başladı. Dalgaların köpüklerine bakıp sende böyle güçlü olabilirsin dedi içimdeki ses. Gökyüzü kadar uçsuz bucaksız olan sıkıntılarım gevşemeye başladı. Bir çocuk gibi sevindim maviliklere dalarken. Sanırım huzuru bu maviliklerde buluyorum. Bir insanda huzuru aramaktansa, gökyüzüne bakıp güçlü hissetmeyi tercih ederim. İnsanlar gibi değil gökyüzü. Gökyüzü cömert. İnsanlar ise nankör benim için. Hele ki tanıdığım çoğu insanda bu asla şaşmadı.

Martılarla uzun uzun bakıştık. Üzerime pisliklerini bırakmadılar, bir tanesinden şüpleniyordum kesin bir şey yapacak diye ama şaşırttı beni. Daha sonra hava soğumaya başlayınca babam almaya geldi beni. Birlikte eve döndük. En azından kendimi rahatlamış hissederek döndüm eve. Mutluluğu bulmak çok da zor değil. Gökyüzü hem uzak hem de bir o kadar yakın bana. Çoğu insana olduğu gibi. Mutlulukta öyle değil mi zaten orada olduğunu görüyorsun, ama yaklaşmakta zorlanıyorsun. Ama orada olduğunu bildiğin için bile mutlu olmalısın diye bağırıyor hayat. Uzaklarda arama çünkü sen hep içimdesinnnn diyor. Bende o nedenle aklımı başıma toplamaya çalışıyorum, bu düşünceler doğrultusunda. Zarar gören yanlarımı biraz ilaçlar, biraz çabam ile toparlamaya çalışıyorum. Canımın acıyan yanlarına ben ilaç oluyorum.

Şimdi şöyle kafamı toparlamaya biraz başlayınca kalbim kırık evet ama zerre değmeyecek insalar için kırık. Bunun zaten hep farkındaydım depresyonum boyunca ama ağlamadan duramıyordum. Şimdi ise gözyaşı dökmememek için çok fazla çabalıyorum. Hassas kalpli mi derim kendime sulu göz mü derim bilmiyorum ama güçlü olmak en büyük başarımdır her zaman. O nedenle toparlayıp kendimi güçlü kalmak ve hayatım için asla vazgeçmemek zorundayım. En azından daha yapacağım çok şey olduğunu biliyorum. Ailemin desteği ise benim en büyük şansım. İnsanın ailesi en değerli hazinesi. Depresyon hala devam etse de biraz daha iyi olmamın nedeni kesinlikle ailem. İyi ki varlar.

Hala iştah konusunda iyi değilim. Bazen gündüzleri çok kötü kalp sıkışmaları yaşıyorum ama onun çaresini de kendimi dışarı atarak bulmaya çalışıyorum. Hava alınca bir nebze rahatlamış oluyorum. Epilepsi ise bana uğramadığı için çok ama çok mutluyum. İştah bir şekilde düzelecektir ama midem bulantım çok fazla, onunda zamanla düzeleceğine inanıyorum. Nefes kesilmelerim de oluyor ama bunlar zaten olabilecek şeyler. En azından ilaçlar sayesinde çoğu yara yapan şeyleri düşünmemeye başladım. Açıkçası şu an yazarken bazı şeyler aklıma geliyor. Ama gün içinde daha sakinim, aklıma benim canımı acıtacak şeyler çok fazla gelmiyor.

Gökyüzünün sesini dinliyorum şu anda. Evet hala yağmur sesi dinliyorum ve inanılmaz rahatlıyorum. Gökyüzünde buldum şifayı. En azından bir şekilde bana bir şeylerin iyi gelmesi gerekiyordu demek ki bu da gökyüzüymüş. En azından sürekli benimle. Gecesi, gündüzü, yağmuru, kuş sesleri daima benimle. Yalnız hissetmek mümkün değil.

Şimdi yağmurun sesine kendimi bırakıp derin bir uykuya dalacağım. İzmire gitmeme de 10 gün kaldı. Günler çabucak geçiyor. Umarım bu seyahat benim için güzel olur. En azından bir umut, biraz büyük bir umut mutlu olacağıma inanıyorum. Sevdiğim insanların yanında olacağım çünküü.

Şimdi uyuma zamanı. Belki bu yazımdan sonra gökyüzüne bakıp derin bir nefes alırsınız. Kederden uzak olduğunuz günler diliyorum.

Sevgilerimle.

Sevdiğim bir an.